İnceliğin özüne doğru (PART-1)

  HASSAS AYAR GERÇEK Mİ SAFSATA MI?

ince ayar nedir ?

Teorik fizikte ince ayar,belirli gözlemlere uyması için bir modelin parametrelerinin çok hassas bir şekilde ayarlanması gereken süreçtir.Bu, temel sabitlerin ve niceliklerin o kadar olağanüstü kesinlikteki bir aralığa düştüğünün keşfedilmesine yol açmıştı ki,aksi takdirde evrendeki bilinçli faillerin kökenine ve evrimine izin verilmiyecekti.

"Sonuç, Evren'in yaşam için ince ayarlı olduğu değil, yaşamın gerektirdiği yapı taşları ve ortamlar için ince ayarlı olduğudur". 

       Temel bilgileri verdiğimize göre değerli fizikçilerimizden paul davies’in sözüyle başlayalım



       Hassas ayardan bahsedildiğinde genellikle bunun deistik bir argüman olduğunu söylerler.

       Bir müslüman olarak neden bu argümanı kullanabiliriz?

       Kamer 49 Şu bir gerçek ki, biz her şeyi bir ölçüye göre/bir kaderle yarattık.

Hassas ayar tarihçesi

       1913'te kimyager Lawrence Joseph Henderson, evrendeki ince ayarı araştıran ilk kitaplardan biri olan The Fitness of the Environment'ı yazdı. Henderson, yaşamın tamamen dünyanın çok özel çevresel koşullarına, özellikle de suyun yaygınlığına ve özelliklerine bağlı olduğuna işaret ederek, suyun ve çevrenin canlılar için önemini tartışıyor.

       1961'de fizikçi Robert H. Dicke, evrende yaşamın var olabilmesi için yerçekimi ve elektromanyetizma gibi fizikteki belirli kuvvetlerin mükemmel bir şekilde ince ayarlanması gerektiğini iddia etti.

BİYOLOJİK HASSAS AYAR

AMİNO ASİT-PROTEİNLER

       584 amino asitli bir proteinin sırf sol-elli amino asitlerden kurulu olması ve peptid bağı oluşturması gibi basit iki aşamanın oluşma olasılığı 10^351’de 1’dir.

       evrenin oluşumundan itibaren her biri saniyede 10^12 deneme yapsalardı bile; tek bir 584 amino asitli proteinin amino asitlerini, sol-elli olarak oluşturmaya ve peptid bağı yapmaya imkân proteinlerin tek bir tanesinin en sıradan özelliklerinin tesadüfen ortaya çıkması için tüm evrenin tüm maddesini seferber etmemiz bile bu proteinin nasıl oluştuğunu açıklamaya yetmemektedir. bulamayacaklarını gösterir. 10^351’de 1 sayısıyla çarparsak, belirli bir proteinin hem sol-elli amino asitlerden oluşmasının, hem peptid bağı kurmasının, hem de amino asit dizilimini doğru oluşturmasının olasılığını elde ederiz. Bu da 10^351 x 10^759 = 10^1110’da 1 gibi, olasılık olarak imkânsız kabul edilen bir sayıya denk gelmektedir; matematikte genelde 10^50’de 1’den küçük olasılıklar bile imkânsız olarak kabul edilir."

       Fred Hoyle ayrıca 1984 tarihli The Intelligent Universe adlı kitabında ince ayarlı bir evreni savundu. Hoyle, "Karbon bazlı ve dolayısıyla insan yaşamının var olamayacağı biyolojik olmayan doğadaki insani özelliklerin listesi büyük ve etkileyici" diye yazdı.

 

       7.656 MeV'lik bir enerji ile karbon-12 çekirdeğinin üçüncü en düşük enerji durumu olan Hoyle durumudur. Bir hesaplamaya göre, durumun enerji seviyesi 7,3'ten düşük veya 7,9'dan büyük olsaydı MeV, yaşamı desteklemek için yetersiz karbon olacaktır. Dahası, evrendeki karbon bolluğunu açıklamak için Hoyle durumunun 7,596 ile 7,716 MeV arasında bir değere ayarlanması gerekir. Çeşitli enerji seviyelerine yol açan temel sabitlere odaklanan benzer bir hesaplama, güçlü kuvvetin en az %0,5'lik bir kesinliğe ve elektromanyetik kuvvetin en az %4'lük bir kesinliğe ayarlanması gerektiği sonucuna varır. ya karbon üretimi ya da oksijen üretimi önemli ölçüde düşüyor.


 

 






FİZİKSEL HASSAS AYAR

Şimdide 2020 Nobel fizik  sahibi Rogger Penrose'a göz atalım



The Emperors New Mind sayfa 344

       Şimdi hawkingin zamanın kısa tarihi 125. sayfasına bakalım

       Tabiat kanunları şu an bildiğimiz birçok temel rakamları içerir. Elektronun yük büyüklüğü, elektronve protonun kütleleri oranı gibi… Kayda değer bir gerçek şu ki bu rakamların sahip olduğu değerler, hayatın gelişimi için çok iyi bir biçimde ayarlanmış görünüyor

Dünya’nın en ünlü matematikçilerinden ve astrofizikçilerinden biri olan Oxford Üniversitesi’nden Roger Penrose, kendisinin hesapladığı evrenin başlangıç entropisinin hassas ayarını gösteren matematiksel betimlemeye, fizik biliminde bildiği hiçbir verinin yaklaşamayacağını söyler. Şu anda evrendeki yaklaşık 1088 olan entropi miktarı, evren eğer Büyük Çöküş ile çökerse 10123’e çıkacaktır (Penrose bu hesabı Bekenstein-Hawking entropi formülünü kullanarak yapar).10 Evrenin Büyük Çöküş’ünde, her bir baryon için 1043 entropi olacaktır, buna göre toplam 1080 adet baryonlu evrenin entropisi 10123 olarak bulunur.

       Fizikî dünyadaki canlıların varlığı için gerekli oluşumlardan sadece iki tanesini ele alarak, evrende ne derece olağanüstü hassas ayarların gerçekleştirildiğini göstermek istiyorum. Bunlar gibi binlerce olmazsa olmaz şart olduğunu ve bunların hepsinin birbirleriyle çarpılması gerektiğini lütfen unutmayın: Birinci örnek olarak, evreni meydana getiren başlangıçtaki “patlamanın” şiddetindeki hassas ayarı ele alalım. Evrenin genişleme hızını bu başlangıç belirlemektedir; bu genişleme hızındaki ufak bir değişiklik, sadece canlıların oluşamaması değil, aynı zamanda galaksilerin ve yıldızların da oluşamaması anlamına gelmektedir. Bu genişleme hızındaki hassas ayar 1060’ta 1’dir; yani, 1060’ta 1’lik bir değişiklik bile galaksilerin ve canlılığın oluşamaması anlamına gelmektedir.

       Martin Rees “Just Six Number” eserinde evrenin 6 boyutsuz sabitle formülize etmiştir







       Örneğin eğer güçlü nükleer kuvvetvar olduğundan %2 daha güçlü olsaydı (mesela çiftlenim sabitinin temsil ettiği güç %2 daha geniş olsaydı) diğer sabitler aynı kaldığında diprotonlar sabit kalacak ve hidrojen; döteryum ve helyum yerine bunlarla füzyon geçirecekti. Bu şiddetli bir şekilde yıldızların fiziğini değiştirecek ve muhtemelen Dünya'da gözlediğimize benzer bir hayatın oluşmasını imkânsızlaştıracaktı. Di-protonun varlığı, hidrojenin döteryuma yavaş füzyonunu kısa devre yaptıracaktı. Hidrojen kolaylıkla füzyon yapacak, yani Evren'deki bütün hidrojenler Big Bang'in ilk birkaç dakikasında tükenecekti. Durağan olmayan strange, charm, top, bottom kuarklarının ve mu ve tau Leptonlarının özelliklerine açıklık getiren temel sabitlerin Evren'deki ve madde yapısındaki rolleri görülecektir.

       Bu, yıldızların fiziğini büyük ölçüde değiştirir ve muhtemelen Dünya'da gözlemlediklerimize benzer yaşamın varlığını engeller. Diprotonun varlığı, hidrojenin döteryuma yavaş füzyonunu kısa devre yapar. Hidrojen o kadar kolay kaynaşır ki, Büyük Patlama'dan sonraki ilk birkaç dakika içinde evrendeki tüm hidrojenin tüketilmesi muhtemeldir.

       Bu "diproton argümanı", güçteki artış %50'den az olduğu sürece, kararlı diprotonların varlığına rağmen yıldız füzyonunun meydana gelebileceğini hesaplayan diğer fizikçiler tarafından tartışılmaktadır.

Güçlü nükleer kuvvetten bahsetmişken onada değinelim

Periyodik cetvelde en başta olan, en hafif atom Hidrojen tüm evrendeki canlılığın başlangıcıdır. Hidrojenler birleşerek Helyumu, Lityumu ve diğer atomları oluşturmuştur. Hidrojen’den Helyum oluşumu sürecine baktığımızda görüyoruz ki iki Hidrojen birleşirken ortaya çıkan %0,7 lik enerji etrafa ısı ve ışık olarak yayılır. Yayılan bu sıcaklık %0,7’den biraz daha az olsa bu birleşimden oluşması beklenen döteryum atomu gerekli sıcaklık yetmediği oluşamıyor çünkü her iki Hidrojen’den gelen protonlardan biri diğerini Nötron olarak bağlayamıyor. Peki bu ne demek diye soracak olursanız hemen söyleyeyim o zaman evren sadece Hidrojen’den oluşacak ve başka hiç bir atom yani canlılık olamayacaktı. Merak edenler için, enerjinin fazla salınmasında da evren oluşamıyor.

       Şimdi hep beraber diğer kuvvetleri inceleyelim -------------------------à




Şimdide olayın ciddiyetini anlamak için bu deneyin sonuçlarına bakalım




BAZI AÇIKLAMALAR

       Görünürdeki bu muazzam tesadüflere bir tepki, onları, evrenin kişisel bir Tanrı tarafından yaratıldığı şeklindeki teistik iddiayı doğrulayan ve uygun şekilde kısıtlanmış bir teistik argüman için malzeme sunan - ince ayar argümanı olarak görmektir. Sanki evrenimizde yaşamın olabilmesi için son derece dar sınırlar içinde ayarlanması gereken çok sayıda kadran var. Bunun tesadüfen olması pek olası değildir, ancak Tanrı diye bir kişi varsa bunun olması çok daha olasıdır.

       - Alvin Plantinga, "The Dawkins Confusion: Naturalism ad absurdum



       Aynı genişlikteki mümkün değerlerin herhangi bir aralığı içerisindeki bir değişkenin
veya bir sabitenin olasılığının bu sebeple aynı olacağı ve en basit ve en temel form -lardaki kanunlarla belirlendiği konusundaki görüşüm, Bertrand paradoksunun
versiyonları göz önünde buluşturularak oluşturulmuştur. Problemlerin başka şekilde
olabileceğine dair çok basit bir örnek olarak şunu verebilirim; Newton’un kütleçekim
kanunu F=G (mm
,
//r
2
), d’nin G
-1/3
 olarak tanımlanması durumunda, F=mm
,
/d
3
r
2
olarak, ifade edilebilir. d’nin sabit olasılık dağılımı G’nin sabit olasılık dağılımını ver -meyecektir; bu, bu durumun tersi için de geçerlidir. Tabiat kanunları çok komplike
formlarda ifade etmek, mantıksal olarak onları en basit formunda ifade etmeye eşittir
ve formlarının değişkenleri ve sabiteleri adına sabit bir olasılık yoğunluğu olduğunu
varsaymak, bunların çok daha büyük versiyonlarının (daha az ince-ayarlılarının)
evrenin insan yaşamını üretmesi için gerekli olabileceği gibi sonuçlara sahip olabilirdi.
Fakat kanunlar, en basit formlarının özellikleri vasıtasıyla daha büyük önsel olasılığa
sahip olmak için, daha basitleştirilir. Bir sabite (örneğin G’deki -1/3), üssel olarak ifade
edilecek bir sabiteden daha basit olduğu için, Newton’un kanunun geleneksel formu,
mümkün olabilecek en basit şekilde ifade edilişidir ve böylece en temel formdur.


KAYNAKÇA 


       John leslie – modern kozmoloji ve felsefe

       Barrow, J.D. ve Tipler, FJ. (1986)  The Anthropic Cosmological Principle,Oxford:

        Clarendon Press.
Earman, J. ve Mosterin, J. (1999) “A Critical Look at Inflationary Cosmo-logy,”  Philosophy of Science  66:1–49.
256
Kane, G.L., Perry, M.J., and Zytkow, A.N. (2000) “The Beginning of the
End of the Anthropic Principle,” 
Leslie, J. (der.) (1989) Physical Cosmology and Philosophy, New York: Mac-millan.
Plantinga, A. (1974) The Nature of Necessity,  Oxford: Clarendon Press.
Swinburne, R. (2001) Epistemic Justification,  Oxford: Oxford University Press.
——(1997) The Evolution of the Soul,  Oxford: Clarendon Press.
——(1996) Is There a God?,  Oxford: Oxford University Press.
——(1994) The Christian God,  Oxford: Clarendon Press.
——(1993) Coherence of Theism,  revised edn, Oxford: Clarendon Press.
——(1991) The Existence of God,  Oxford: Clarendon Press.
Tegmark, M. (1998) “Is ‘The Theory of Everything’ Merely the Ultimate
Ensemble Theory?,” Annals of Physics 270:1–51

       The Emperor’s New Mind, sayfa 344

       John C. Lennox aramızda kalsın tanrı var kitabı sayfa 97.

       Martin Rees, Just Six Numbers: The Deep Forces That Shape The Universe, 1999.

-Brad Lemley, Why is There Life?, Discover Magazine, 2000.

- James D. Stein, Cosmic Numbers: The Numbers That Define Our Universe, 2011.

- Richard Morris, The Fate of the Universe, 1982, 155.

- Livio, M.; Hollowell, D.; Weiss, A.; Truran, J. W. (27 July 1989). “The anthropic significance of the existence of an excited state of 12C”. Nature. 340 (6231): 281–284.

-Taeil Albert Bai, The Universe Fine-Tuned for Life, Stanford University, Stanford, CA 94305.

- Fred Hoyle, The Universe: Past and Present Reflections, Annual Reviews of Astonomy and Astrophysics, 20 (1982), 16.

Paul Davies, 1993. The Accidental Universe, Cambridge University Press, p70-71

The fitness of the environment:

"Dirac's Cosmology and Mach's Principle". Sayfa 42

MacDonald, J.; Mullan, D. J. (2009). "Big Bang nucleosynthesis

 

Abbott, Larry (May 1988). "The Mystery of the Cosmological Constant".

 Morison, Ian (2013). "9.14: A universe fit for intelligent life".

Alvin Plantinga, "The Dawkins Confusion: Naturalism ad absurdum,

William Lane Craig, "The Teleological Argument and the Anthropic Principle“
 Richard Swinburne, 1990. Argument from the fine-tuning of the Universe, in Physical cosmology and philosophy, J. Leslie, Editor. Collier Macmillan: New York. pp. 154–73.

       Stephen Hawking, 1988, Zamanın Kısa Tarihi (A Brief History of Time), Bantam Books , s. 125, ISBN 0-553-5340-X ::The laws of science, as we know them at present, contain many fundamental numbers, like the size of the electric charge of the electron and the ratio of the masses of the proton and the electron. ... The remarkable fact is that the values of these numbers seem to have been very finely adjusted to make possible the development of life.


 




 


Yorumlar

  1. Öncelikle merhabalar ben mujo objektif düşüncenin 2. yazarıyım ilk makalem eksiklerim olabilir detaylı bir şekilde 2. yazıda açıklayacağım hepsini 3. yazıda ise gelen itirazları değerliyeceğim ama önümüzde uzun bir süreç var seyirde kalın.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar